Manga Ve Animasyon

Bir sanat dalı olan anime, animasyon filmler ve mangalara karşı olan önyargının kırılması amacıyla yazılmış, türünden örnekler veren, inceleyici ve tartışmaya açık bir makaledir.







Rotalife.com için Can_G tarafından yazılmıştır.


Anime


Anime ve mangayı çok seven bir arkadaşımın ısrarları ve de Türk toplumunda oluşmuş önyargılar nedeniyle bu sanat dalı üzerine bir inceleme yazısı yazmak gerekli hale gelmişti. Türkiye’de hala bazı kesimlerde anime ve animasyon ile çizgi film, manga ile karikatür birbiriyle karıştırılmaktadır. Anime ve mangalar her tür yaşa ve kesime hitap etmektedir, ancak çizgifilm dediğimiz tür sadece çocuklara hitap eden basit konulu serilerden oluşmaktadır. Diğer yandan, nasıl ki korku, erotik, komedi, romantik, bilim kurgu gibi birçok farklı film türü varsa aynı şekilde onlarca farklı anime türü vardır. Zamanında Türkiye’de çocuklar arasında oldukça popüler olmuş Tsubasa bir çocuk animesidir. Aynı şekilde Harry Potter filmleri de çocuk filmleridir. "Çocuk filmleri" vardır diyerek "bütün filmler çocuklar içindir" denilemeyeceği gibi, "çocuk animesi vardır" diyerek de "bütün animeler çocuklar içindir" iddiasını öne sürmek saçma olacaktır.

Özellikle yetişkinler için hazırlanmış bazı +16 veya +18 anime ve mangalar mevcuttur. İçinde aşırı miktarda kan, cinsellik ve katliam içeren bu animelerin bir çocuk tarafından seyredilmesi oldukça sakıncalı durumlar yaratabilir. Bu nedenle çizgifilm gibi görünse de, bazı animeler çok sert sahnelere sahip olabilir ve aileler mutlaka çocuklarının hangi tür animeleri izlediğini kontrol etmelidirler. Ayrıca nasıl ki porno film varsa, aynı şekilde porno anime de vardır. Bu tür animelere hentai denir. Ancak porno size bir şey katmadığı gibi hentai de katmaz, bu yüzden seyretmenizi önermiyorum. Tabi ki, +18 animeler olması bütün animelerin böyle olduğunu da göstermez. Duygusal, fantastik veya felsefik animelerin sayısı çok daha fazladır.      Rotalife.com





Anime ile klasik anlamda bilinen çizgi film çok farklı kavramlardır. Animelerde düzenli devam eden bir senaryo vardır, bir sonraki bölüm merakla beklenir. Diğer yandan çizgi filmler konusuzdur. Bir animenin konusu intikam almak için gittiği yolda başından olaylar geçen birisinin hikâyesi olabilirken, bir çizgi filmin konusu farenin peşinden her bölüm sıkılmadan koşan bir kedinin hayatından daha fazla bir şey veremez. Örneğin, eğer hepimizin küçüklüğünden hatırladığı Tom ve Jerry bir çizfilm değil de, anime tarzı ile sunuluyor olsaydı, muhtemelen fare ilk bölümden kedi tarafından yakalanır ve afiyetle yenilirdi...

Anime ve animasyon izlemek avantajdır. Yabancı veya yerli dizileri izleyen arkadaşlar farkındadırlar ki, her türlü görsel efekt para gerektirir ve bir dizi -özellikle de yerli dizi- bu efektleri çok az oranda barındırır. Halbuki animelerde ve animasyonlarda hayal gücünün sonuna kadar görsel efekt bulabilirsiniz. Grafiklerde kısıtlama olmadığı ve her türlü detay çizilebildiği için de animenin sürükleyiciliği yüksek, senaryosu ise kalitelidir. Örneğin dizilerde genellikle diyaloglarla zaman geçirilir çünkü en basit bir silahla kovalama sahnesi bile emek ve para isteyen bir iştir. Dizilerde olayın işleyişi zayıftır ve hikâye akıcı değildir. Animeler ise yüksek bütçeli Hollywood filmleri gibidir. O anda ne olması gerekiyorsa o gösterilir, akıcılık kaybedilmez ve hiçbir görsellikten kaçınılmaz.

Anime senaryolarını daha iyi anlatmak için birkaç anime örneği vereceğim:

Death Note’un konusu:



Yagami Light, üniversite giriş sınavlarına hazırlanan bir lise son sınıf öğrencisidir. Light, Japonya'nın belki de en yetenekli ve zeki öğrencisi olmasına rağmen, yaşadığı dünya ona tat vermemektedir. Her gün gittikçe artan suç oranı ve adalet sisteminin çökmüşlüğü, onun için bu dünyayı daha da anlamsız ve çürümüş kılmaktadır. Bu yüzden de, hiç bir şeyde anlam görmemektedir. Light, bu buhranlarını kendi içinde yaşarken, bir ölüm meleğinin düşürdüğü bir defter bulur. Defteri yerden alıp incelediğinde hiç de inanacağı şeylerle karşılaşmaz."Bu deftere ismi yazılan insan ölecektir." Nedenini kendi bile bilmeden, defteri alıp evine döner. Evde haberleri izlerken, bir adamın bir anaokulundaki öğrencileri ve öğretmenleri rehin aldığını izler. Defterin gerçekliğini test etmek için rehin alan adamın adını deftere yazar. Ve 40 saniye sonra adam ölür. Defterin gerçekliği karşısında şaşkına dönen Light, kendi ideal dünyasını yaratmak için diğer suçlulara yönelecektir. Suçluların ölmesi ile başlayan olaylar halkın büyük çoğunluğunun Light’a tapmasına, onu tanrı tarafından gönderilen bir cezalandırıcı olarak düşünmelerine neden olacaktır. Daha sonraları kendini yeni dünyanın tanrısı olarak görmeye başlayan Light’ın karşısına FBI ve L adlı bir dedektif çıkar. FBI ajanlarını kolaylıkla saf dışı bırakan Light için L, yenmesi zor bir düşmandır ancak…



Full Moon wo Sagashite'nin Konusu:

Şarkı söylemeyi çok seven ve bir gün şarkıcı olmak isteyen Mitsuki Kouyama, boğazında bir tümör olduğu öğrenir. Hastalığının tek tedavisi tümörün alınmasıdır. Tümör alınırsa, Mitsuki'nin sesini kaybetme riski oldukça yüksektir. Mitsuki bunu göze alamaz çünkü çocukluk arkadaşı Eichi’ye söz vermiştir: bir gün mutlaka şarkıcı olacaktır. Sesini kaybetmektense ölmeye razı gelir. Hayatı böyle devam ederken karşısına ölüm meleği çıkar ve sadece bir yılı kaldığını, bir yıl sonra öleceğini söylerler. Zamanın gittikçe azaldığı anlayan Mitsuki, idol yarışmasına katılıp bir an önce şarkıcı olmaya karar verir. Mitsuki, ölüm meleğinin de yardımlarıyla ölmeden hayallerini gerçekleştirmeye çalışacaktır.



Animasyon Filmler


Animasyon denince benim aklıma Tim Burton gelir.  Planet of the Apes, Big Fish, Sleepy Hollow gibi yapımlara imza atmış ünlü yönetmenin aslında en parlak ve ilgi toplamış iki filmi animasyondur. Bu filmler; The Nightmare Before Christmas ve Corpse Bride'dır. Corpse Bride, stop-motion animasyon tekniğiyle çekilmiş, ayrıca filme baştan sona gotik bir hava verilmiştir. Corpse Bride'ın konusu ise pek alışılagelmiş değildir. Bu yüzden hiç anlatmıyorum ve seyretmenizi öneriyorum.

Peki Stop-motion nedir? Stop-motion gerçek modellerin çok kısa aralıklarla farklı durumlardaki hallerinin fotograf olarak çekilerek, onlara sanki hareket ediyormuş izlenimi verilmesidir. Önce filmdeki karakterler en ince detaylarına kadar oluşturulur. Daha sonra bu "işlevli oyuncaklar" için saniyede 15-24 arası çekim yapılarak, canlı ve hareketli görülmeleri sağlanır. Örneğin modelin elini kaldırıp indirmesi için el önce çok az kalkık biçimde, daha sonra biraz daha, biraz daha, ve en yukarıda şeklinde onlarca fotograf çekilir. Bir stop-motion filminin süresinin 100 dakika olduğunu varsayarsak, saniyede 24 çekimden, bir film için yaklaşık 144000 çekim gerekir ki bu da büyük bir uğraştır; ancak ortaya çıkan eser de bir o kadar eşsizdir...







Manga-Çizgiroman



Manga, Japon cizgi romanlarına verilen isimdir. İlk defa 1800'lü yıllarda da başlayan ve sadece komedi tarzında çizilmiş olan karikatür mangalar bugün Japonya'da tüm dergi, gazete ve diğer yayın organlarında her gün yer almaktadır. Manga ile çizgiroman arasındaki  en önemli fark, manganın sağdan sola doğru okunmasıdır.

Çizgiroman yıllarca Yeşilçam filmlerinden tutun, başka medya etkilerine kadar sanki tembel bireylerin yaptığı bir işmiş gibi gösterildi. Halbuki kitap bile okunmayan ülkemizde çizgiroman önemli bir misyona sahiptir. Aynı kitap gibi edebi bir eser olan çizgiroman, kişinin hayal gücünü, okuma kapasitesini ve düşünsel yeteneğini arttırır. Bu yüzden ki çizgiroman edebiyattan dışlanmamalı aksine, iyice içine sokulmalıdır.



Özetle, animeler ve animasyon filmler de tıpkı sinema, tiyatro, gibi sanatın önemli bir dalıdır. Karakterlerin çizimindeki veya oluşturulmasındaki mükemmellik, senaryonun akıcılığı ve etkileyiciliği, bir kişiyi bir filme veya diziye göre daha fazla etkiler. Önyargı ile hayatında hiç anime seyretmemiş, animeye karşı olan biri aslına çok büyük bir eksiğe sahiptir. Şu da bir gerçektir ki, en sevilen animelerden olan Death Note’u veya en ünlü animasyon filmlerinden the Nightmare Before Christimas'ı  seyreden ve beğenmeyen insana şuana kadar rastlamadım. Anime ve animasyon karşıtlarına önerim animeyi tanımak için Death Note’u seyredin ve ondan sonra anime hakkında tekrar yorum yapın. Animasyon filmlerine ise çocuk işi olarak bakmayın, ve filmin yapımında kullanılan bütün karakterlerin gerçek modellerden yapıldığını aklınıza getirin. Unutmayın sanatın her türlüsü insana bir şeyler katar, hiçbir sanat türünden kaçmamak, onu gereksiz olarak görmemek gerekir.   Rotalife.com

Herkese önyargısız günler...






Paylas

 Bu yazı Rotalife.com için Can_G tarafından yazılmıştır.




YASAL DURUM Rotalife.com da ki yazılar FSEK 25. ve 36. madde kapsamında kaynağı gösterilmek ve küçük bir miktarı olmak şartı ile başka sitelerde kullanılabilir. Yazının kaynaksız ve tam olarak başka siteler tarafından çalınması durumunda söz konusu olan web sitesi ve paylaşımcı hakkında suç duyurusunda bulunulacak ve muhtemel sonuçlarda adı geçen web sitesi erişime kapatılacaktır.  

www.Rotalife.com  
Copyright ©  
All Rights Reserved 

3 yorum:

  • Adsız says:
    2 Ekim 2011 02:20

    death note 4ever

  • Adsız says:
    7 Kasım 2011 07:01

    death note yerine Elfen Lied'i izlemenizi öneririrm.

  • Adsız says:
    21 Aralık 2011 15:24

    code geass forever asıl :D

Yorum Gönder

Yorum göndermek için Yorumlama Biçimi'nden Anonim'i seçebilirsiniz. Yorumunuz onaylandıktan sonra görüntülenecektir.